Oset Sülalelerinin Tarihçesi

Categories: Oset Sülaleleri.

Ara 30, 2015 // By:admin // No Comment

OSET SÜLALELERİ

 

Oset sülalelerinin, diğer milletlerin sülalelerinde olduğu gibi uzun bir oluşum süreçleri vardır. Fakat bu süreci anlatan yazılı kaynaklar, Oset’lerde oldukça kıttır. Bu yüzden, sülalelerin tarihçesinin tespiti için etnografik, folklor ve dil bilimi malzemelerin önemi büyüktür.

 

Oset sülalelerin oluşum konusuyla, V.F. Miller, V.İ. Abayev, Z.N. Vaneev, B.A. Alborov gibi ünlü bilim adamları ilgilenmiştir.  Bu konuya, B.A. Kaloyev, V.K. Totrov, F.H. Gutnov, R.S. Bzarov, N.G. Bagayev, A.X. Biazyrov, A.Dz. Tsagayeva, K.A. Gagkayev, T.Z. Kozıreva, T.A. Guriyev, Z.D.Tshovrebova, Ş.G. Djigkayev gibi Osetya’lı tarihçiler, folklorcular, dil bilimcileri ile K.T. Kaytov, A.A. Getsayev gibi savaş ve emek gazileri bazı yazılarını bu konuya ayırmışlardır.

 

Bazı Oset sülalelerinin tarihçelerinin canlandırılmasında ana kaynaklardan birini, nesilden nesle geçen halk soy efsaneleri oluşturmaktadır. Bunlar, göç, Osetler’in etnik gruplarının şekillendirilmesi, topraklar üzerinde genişlemeleri, Osetler’in diğer Kafkasya halklarıyla etnik ve kültürel ilişkileri gibi konuları aydınlatmaya yardımcı oluyorlar. Soy efsaneleri, farklı sülalelerin akrabalık ilişkilerin şeklini canlandırırlar, sülaleler – ærvadæltæ (æрвадæлтæ). Bu efsaneler, soy ağaçlarının altıncı, bazen de dokuzuncu nesle kadar canlandırmaya yardımcı oluyor. Söz konusu bu soy ağaçları veya jeneolojik tablolar, bu halkın tarihindeki birçok konuya tarihi kaynak oluşturmaktadırlar.

 

Oset sülalelerin ne kadar eski olduklarını, uzun süren oluşum süreçlerini gösteren değerli araştırmaları, Z. N. Vaneev’e ait “Osetler’in kökenleri hakkında halk efsanesi” isimli çalışma ile V.B. Abayev’e ait ‘Tsarazontæ ve Aguzatæ Oset soy isimlerinin kökenleri’ isimli çalışma oluşturmaktadırlar.

 

“Osetler’in kökenleri hakkında halk efsanesi”nin, tüm Osetya’nın değil, yalnızca Alagir Vadisi (coğrafi bölge adı) sülalelerinin kökenine ışık tutmaktadır.

 

Z.İ. Vaneev, halk efsanelerine göre daha Ov Çarlığı zamanında, Shidamon, Tsarazon, Qushagon, Aguzon, Tsaxilon gibi, kökenlerinin öneminin altını çizen eski Oset sülalelerinin var olduğunu düşünüyor. Bu konu, yazılı eserlerde de yansımasını bulmuştur,örneğin İ.Yalguzidze (İ.Gabarayeva)’nın yazdığı ‘Alguziani’ şiir romanında ve Nuzal Kilisesindeki yazılarda olduğu gibi. Z. N. Vaneev, ‘aristokrat sülalelerinin, kökenlerini, bir çar veya hükümdara bağladıklarını’ bahsediyordu. Fakat yazar, efsanede gösterdiği eski Oset sülalelerin, kökenlerini tam olarak kime bağladıklarını belirtmiyordu.

 

V.i. Abayev, yukarıda adı geçen çalışmasında, bu konuyu inceleyerek, eski Oset sülalelerin ortaya çıktığı dönemi netleştiriyor. V.İ. Abayev, beş en eski soy isminin etimolojik analizini yapıyor. Nitekim, Shidamon sülalesinin başının adını, eski İran patronomik ismi olan Spitaman’a kadar götürüyor.

 

Qushagon soy ismini ise, halkın kendisi de açıkladığı gibi anlatıyor, ‘Kase’ (KUSK) kelimesinden gelen isim olarak. Efsaneye göre, bu sülalenin başı olan kişiye babası miras olarak bir kase bırakmış, böylece kişinin adı Qusha olmuş. Tsaxil soy ismini ise V.İ.Abayev, daha geç ortaya çıkan bir soy isim olduğunu düşünüyor ve onun İtran değil substrat Kafkas dünyasından geldiğinin kanaatinde. Vasso Abayev,  özellikle Tsarazon ve Aguzon soy isimlerin etimolojisinde duruyor. Abayev, halk efsanelerinin elit sülaleleri olan ve efsaneye göre kendilerinin hükümdar soyundan geldiklerini iddia eden Tsarazon’lar ve Aguzon’lar sülalelerinin kendilerini kimlere bağladıklarını analiz ediyor.

 

V. İ. Abayevin belirttiği gibi ilk olarak, İ. Yalguzidze ‘Alguziani’ şiir romanında,  kahramanı Alguzon’un kökenini, büyük Roma imaratorları August-Sezar’a bağlıyor. V.İ. Abayev, Alguzon isminin, Alguz isminden, ON patronomik formatı yardımıyla türediğini düşünüyor. Yazar, İ. Yalguzidze döneminin halk efsanelerinin ‘elit’ Oset sülalelerine, Bizans veya Roma imparatorlardan gelen kökeni yakıştırdıklarının altını çiziyor. Vasso Abayev’in fikrine göre, halk efsanelerinde böyle bir jenealoji, Moğolların istilasından önce, Alanlar Birliğinin, Kuzey Kafkasya’da en büyük siyasi gücü teşkil ettiği,  birlik hükümdarlarının ise kendilerini Kiyev çarları, Hazar koganları, Bizans imparatorları ve Gürcü çarlarıyla aynı düzeyde gördükleri zamanlarda oluşmuş olabilir.

 

Sezar’ın mirasçısı ünvanına kendini layık gören  Alan hükümdarının kim olduğu  sorusuna ise V.İ. Abayev, bu hükümdarın, Latin şekli olan ‘Saezar’ kelimesine ON patronomik formantını eklemiş olması, ve adını Tsarazon, yani  Sezar oğlu (soyu) adını taşıyor olması gerektiği şeklinde cevap veriyor. S ve R sessiz harflerinin yer değişmesiyle Tsazaron,Tsarazon’a dönüşmüş, böylece Tsarazontæ soy ismi oluşmuştur.

 

V.İ. Abayev, Alan hükümdarlarının, Tsarazon ismini 10. asırda almış olabileceklerini düşünüyor. ‘En azından 12. asırda bu isim artık vardı. O dönemde yaşayan Oset prens David-Soslan, kabul görmüş halk geleneğinde Tsarazon olarak adlandırılmaktadır”.

 

V.İ. Abayev, Tsarazon ve Aguzon soy isimlerinin analizinin, İ. Yalguzidze’nin öne sürdüğü, Oset hükümdarlarının, efsanevi soy ağaçlarını Roma imparatorlarından (Oktavian August’tan itibaren tüm Roma imparatorları ‘Sezar’ ve ‘August’ ünvanını taşıdılar) aldıklarına dair fikrini doğruladığını düşünüyor.

 

Ortaçağda Alanların seçkin grubunun kendi isimlerini ne koydukları hakkındaki soruya V.İ. Abayev, ‘Alan devletinin oluşum döneminde, bunların yönetim tabakası, Tsarazon ve Aguzon isimlerini, yani Sezar ve August’un varisleri olarak almışlardır ’ diye cevap veriyor…

 

İktidar olmaya çalışan veya iktidar olan insanlar her zaman, hükümdarlıklarına yasal hükümdarlık statüsü vermek (kabullenilmek) için kendilerine  hayali genialojiler uyduruyorlardı ve üstün ayrıcalıklı üvanlar, isimler, nişanlar alıyorlardı’. Ve de Oset materyalleri, sülalelerin sosyal olduğunu, belli sosyal tabakalardan oluştuğunu ve bu tabakanın çıkarlarına hizmet verdiğini onaylar.Sülalelerin oluşumunu, ilk kaydedildiklerinden daha önce olduğunu da belirtmek gerekir.

 

Z.N. Vaneev ile V.İ. Abayev’in, Oset sülalelerin ilk kaydedildikleri dönemin 10-12 . asırlar olarak belirlediklerini bir daha belirtmiş olalım.

 

Oset sülalelerin ilk kaydedilme zamanının, ünlü Oset folklorcusu olan A.X. Biazyrov da 10. asra ait olduğunu söylüyor. 1888 yılında D.M. Struçkov tarafından Kuban nehrinin bir kolu olan Büyük Zelençuk nehrinin üst kısımlarında bulunan bir mezar taşının üzerinde görülen Yunan alfabesiyle Oset dilinde yazılmış ve daha sonra V. Miller, G.F. Turçaninov, V.İ. Albayev, B.A. Alborov tarafından çözülen bir yazıya dayanarak A.X. Biazyrov, yazıda yer alan isimlerin soylu, Laganı Tsırt (Lagan anıtı)’ın soy ağacını temsil ettiği ve bu sülalenin yazısının 10. asra ait olduğu sonucuna varıyor.

 

Diğer bazı bilim adamlarının düşüncesine göre Oset sülalelerinin kayda geçirilme dönemi olarak 13-15. asırları dikkate almamız gerekiyor. Lingvist T.Z Kozıreva yazısında diyor ki: “14. asra ait Trusovskaya mezartaşı yazısı, Osetlerde soy isimlerin bulunduğunu artık kayıt altına almaktadır. Bu yazıda, adına, ‘Alxazaty myggag’ anıtının dikildiği Alxazon sülalesinin adı geçiyor’.

 

Oset sülalelerinin çok eski olduğunu, Gürcü dil bilimcisi M.K. Andronikaşvili  da gösteriyor. M.K. Andronikaşvili, 13. asırda Moğol Hanı Berkay’ın Kuzey Kafkasya’daki takibinden güneye doğru Axsarpagani soyismindeki Parecan ve Bağatır isminde Oset prenslerinin kaçtığını yazan ‘Gürcistan’ın Наyalöyküsü’ adlı eseri analiz ederken, yazar öyküde adı geçen Axsarpakani soy isminin bir Oset boyu olan Axsartægatæ’nın ta kendisi olduğu sonucuna varıyor, bu soy isim, Oset Nart efsanelerinde önemli bir isim olarak karşımıza çıkıyor.

 

Oset soy isimlerinin, uzun oluşum süreciyle ilgili ilginç bilgileri, tarihçi F.H. Gutnov veriyor. Ona göre ‘Soy ağaçlarına bakılırsa, Aldar’ların ve Badila’ların soy adları, 15-17. asırda yaşayan insanların isimlerinden kaynaklanmaktadır. Feodallerde Tagaurii ve Digorii soy isimlerinin kullanımı 17. asrın ikinci yarısıyla 18 asrın ortasına kadar genel hale gelmişti ki bu da, seçkin tabakalarda bile soy isim oluşum sürecinin uzunluğunu ve aşamalı bir süreç olduğunu gösterir.

 

Soy isimler uzun süre sınıfsal bir öncelik niteliğindeydi ve yönetici tabakalar, soy isimlerin alt tabakalar arasında genişlemesini engelliyordu. İlk önce soy isimler, 17. asrın ikinci yarısıyla 18. asrın başında Aldar’lar ve Badila’lar arasında temel hale geldi. Daha sonra soy isimler, Kurtat ile Ualladjyr “Uazdanlar”ında yayılmıştır.Bu “işlem” köylülerde ise büyük çoğunlukta, Kafkasya yönetim idaresi tarafından 19. asrın ilk yarısında olmuştur.

 

Rus soy isimlerinin  oluşumu ve tarihçesi uzmanı ünlü Rus bilim adamı N.A. Nikonov, Rus soy isimlerinin oluşum sürecinin, knez soyisimlerinin ortaya çıkmasıyla 14. asırdan başlayarak, ‘Rusya’da 1861’de toprak köleliğinin yıkılışı, diğer reformlarla birlikte tüm ülke halkına soy isim verme mecburiyetini beraberinde getirdiği’ 19. asrın ortasına kadar olan sürecin 6. yüzyıla kadar uzadığını düşünüyor.

 

N. A. Nikonov’un tarifine göre soy isim,  agnatik, kan akrabalığı olan gruba ait ve iki nesilden daha fazla kuşaktan kuşağa geçen bir aile ismidir.  Aynı fikri diğer bir Rus bilim adamı ileri sürüyor: “…soy isimlerin en özgü özelliklerinden birini,  ismin nesilden nesle geçen kısmını, yani bir sülalenin üyelerinin isimlerinde sabit olan kısmını temsil etmesi. Halbuki, ismin diğer parçaları (isim ve baba ismi) kuşaktan kuşağa değişiyor.”.

 

Fakat böyle bir soy isim oluşum modeli, her millette görülmüyor. Bundan farklı olarak Doğu Asya antroponimisi, birçok seçenek buluyor, bunlardan da ayrıntılı olarak M.V. Kryukov yazısında bahsediyor.

 

Birçok Doğu halklarında şu ana kadar soy isim kuşaktan kuşağa geçmez ve babanın ismine uygun olarak değişir. Peki,Oset soy isimlerinin oluşum strüktürü nasıldır? Oset sülalesi, yani “myggag”, bir veya birkaç patronomiden (fydy-fyrt) oluşan, kökleri ortak bir atadan olan bir akraba topluluğudur. Halkın dediği gibi, bunlar aynı kandan ve aynı kemikten insanlardır, çünkü ortak kökenleri vardır, aynı aileden geliyorlar. Soy ismin temelini aile oluşturur. Bunu, ailenin Latince eşdeğeri olan famili kelimesi ıspatlıyor ki famili burada aile demektir. Bu kelimeyi diğer bazı milletler de Latince’den almıştır, Ruslar bunlardan biri.Oset “myggag”ı Rusça’da aileden binontæ (бинонтæ) daha geniş bir akraba topluluğu olan soy, sülale anlamındaki famili’ye eşdeğerdir.

 

Uzak geçmişte insanlar büyük ayrılmaz aile halinde yaşarlardı. Genelde ailenin erkek kardeşleri ile anne-babaları bir aile halinde yaşarlardı. Böyle her bir aile, aile reisinin ismiyle alakalı bir isim taşıyordu. Nadiren aile, ismini “baş hanım”dan alırdı. Bu genelde aile reisinin erken ölümü halinde baş hanımın diğer aile fertleri arasında büyük otoriteye sahip olması durumunda olurdu.

 

Zamanla bu büyük aile genişliyordu, ortak yaşam, bazı aile fertlerinin ayrılarak kendi ailesini kurma isteğinden dolayı bozuluyordu ve aile dağılıyordu.

 

İmkan oldukça, ayrılan aileler, birbirine yakın yerleşiyordu, fakat bu ayrılan aileler de zamanla büyüyüp bölünüyordu. Bu şekilde, tek ana ailenin bölünmesinden ortaya çıkan kan akrabaları grubu oluşuyordu. Böyle bir kan akrabaları grubu, “fydy-fyrt adını taşıyordu. Kelimenin anlamı “tek babadan olma çocuklar”. Genelde “fydy-fyrt” fertlerinin çıktığı o büyük ailenin reisinin adını taşıyordu.

 

Zaman geçiyor, “fydy-fyrt” genişliyordu, onun içinde, o dağılan büyük ailelerin isimlerini taşıyan yeni fydy-fyrt”lar oluşuyordu. Böylece, fydy-fyrt, geniş,bölünmemiş bir aile olan ænæyærst binontæ (æнæуæрст бинонтæ)’den daha geniş bir akraba topluluğudur.

 

“Fdy-fyrt”tan daha geniş akraba topluluğuna Osetlerde “mıggag” (sülale) denir. Bunun içine, daha eskileri olduğu gibi yeni olan ayrı akraba “fydy-fyrt” lar girer. Farklı sülalelerde “fydı-fyrt” sayısı farklıdır. Eğer “myggag”ı oluşturan “fydy-fyrt” sayısı çok büyük değil ve yerleşimleri birbirine yakınsa, bu “myggag” ın ismini, tüm fertler taşırlar. Fakat tek “myggag” ın bir kısmının yeni bir isim alarak yeni “myggag” oluşturduğu durumlar da olmuştu. Bu olay özellikle kan davaları durumunda söz konusuydu.

 

Geleneğe göre, kan davacısı, eski yerinde kalamazdı ve takipten kurtulmak için bir yerlere taşınarak soy ismini değiştiriyordu. Ailesi onun adını taşıyordu ve zamanla ismi nesilden nesle geçiyordu. Fakat böyle bir aile önceki aileyi hatırlıyor ve hatırasını nesilden nesle iletiyordu. Yine de yeni sülalelerin eskileri içinde oluşması her zaman kan davasına bağlı değildi. Büyüyen “fydy-fyrt” lar farklı yerlere yerleştikleri zaman, kendi “fydy-fyrt” ismini yeni bir sülale ismi olarak alıyorlardı, yani söz konusu “fydy-fyrt” ın atasının ismi, yeni bir “myggag” haline geliyordu. Fakat bu “fydy-fyrt” ın üyeleri, bir önceki sülalesini hatırlıyorlardı. Böylece zamanla, Osetlerde daha geniş bir akraba topluluğu olan ve bir zamanlar ortak bir ataya sahip olan bu akraba topluluğu – ærvadæltæ (æрвадæлтæ) ortaya çıkıyordu. Bu akraba sülaleleri ortak kökenlerini unutmuyorlar ve bu yüzden aralarında evlilikler yapmak yasaktır.

 

Kelimenin etimolojisini anlatırken V.İ. Abayev, genel Avrupa-hint kelimesi olan ‘brat’ (kardeş), Eski İranca ‘brata’, eski Hintçe bhauta, Osetçe, ærvad öz kardeş değil de aynı sülaleden gelen biri, soydaş olarak bilinmektedir. Öz kardeşi ifade etmek için ise, yeni oluşumlu bir æfsymær (æфсымæр) (karındaş-kardeş) kelimesi kullanılıyordu.

 

V.İ. Abayev, Yunanca’da Osetçe ’ærvad’ kelimesine uygun kelime, kardeşi değil, soy birliği üyesi anlamına gelir. Ve Osetçe’de de ‘ærvad’ kelimesi sadece akraba veya aynı soy ismi taşıyan değil, daha geniş akraba birliği anlamına da geliyor.  Böylece, Gaglojtæ sadece aynı soyismi taşıyanlar değil, kendilerini Gaglojty kan akrabaları olduklarına, geçmişte onlarla aynı atadan geldiklerine inanan Shanaqojte, Gæbæratæ, Galuantæ ve Vanetæ gibi diğer sülale fertleri birbirine ‘ærvad’ derler.

 

Myggag üyeliğinde kadın eşlerin dahil edilmediğini, çünkü onların başka bir myggag’dan geldiklerini belirtmek gerekir.

 

Belirttiğimiz soy isim efsanelerinde yeterince   …soy isimleriyle ilgili bilgiler vardır. Z.N. Vaneev’in doğru olarak altını çizdiği gibi ‘Oset’lerde tek sülale ismi altında kan akrabalığı ilişkileri olmayan grupların birleştiği durumlar da oluyordu”.

 

Bir sülalenin, bir başkasının vekaleti “æmdzyrd” (“æрмыдзыд”) veya shæxij iu bayazæg kodtoj”(сæхи иу бауазæг кодтой) geleneği üzerine onun ærvadæl’i (æрвадæл)  olduğunun örneklerini görüyoruz.  Bu da, bir sülalenin bir başka sülaleden yardım ve koruma talebinde bulunduğu ve daha sonra ona yardım eden sülaleyi kendi soyundan  ærvadæl (æрвадæл) saydığı bir başka vekalet tipidir. Efsanelerden, iki ayrı sülalenin, kendi sülalelerinden uzak bir yere taşınarak yeni yerleşim yerinde, aralarında akrabalık bağı olmadığı halde birbirini ærvadæltæ (æрвадæлтæ) kabul etmeye başladıkları durumlar da biliniyor. Burada amaç, etraftakilerin gözünde daha güçlü görünmek ve birbirine destek çıkmaktır.

 

Genelde bir başka sülaleden koruma isteyen, kan davasına karışan kişilerdi. Birkaç örnek verelim: Tedtojtæ, Qædgæron köyünde kendi köylülerinin kanlısı oldular ve Shuadæg’e göç ettiler. Burada onları Brytijatæ iyi karşıladılar ve Tedtojtæ,Brytija’ları æрвадæлтæ kabul ettiler. Persiatæ ile Dzarashtæ, efsaneye göre birbirinin koruma sülalesi sayılırlar.

 

Persiatæ, kanlısının takibinden kaçarak Güney Osetya’dan Kuzeye göç ederek Dzinaga köyüne yerleştiler. Bunlar, bu köyde yaşayan Dzarash’lardan koruma istediler. Dzarashte onları kendi koruması altına aldılar ve bundan böyle iki sülale birbirini ærvadæl (æрвадæл) olarak kabul ettiler.

 

Borætæ ile Toxshyrtæ kanlıydılar ve Bitsojtæ onları korumaları altına aldılar.Bu iki sülale Bitsoj’ları ærvadæl (æрвадæл) kabul ettiler. Magkijtæ ve Gaglojtæ de koruma ærvadæl’i (æрвадæл) olarak sayılır.

 

Yine efsaneye göre, Gular köyünde yaşayan Xajmantæ, Sabetæ, Najfontæ ærvad  olmaya yemin ederek akraba ærvad’ların birbirine davrandıkları gibi davranmaya başladılar.

 

Shagkatæ ile Sætghynatæ (sæçınatæ,sækhinatæ) sülalelerinin toplanan fertleri tüfekle havaya ateş ederek birbirine ærvad olmaya yemin ettiler.

 

Kan akrabalığı olmaksızın, vekalet veya yemin üzerine birbirine  ærvad sayılan sülaleler efsaneye göre aşağıdakilerdir: 1. Nafitæ – Gatsytæ- Тettsojtæ; 2. Тurgitæ – Gethotæ – Ozitæ 3. Khubaltæ – Khibirtæ- Kalutæ – Shagkatæ(Sааkаşvili-Bugünkü Gürcistan cumhurbaşkanının soy ismi); 4. Zolojtæ – Еtstsatæ (Еццатæ); 5. Tegatæ – Telequrtæ.

 

Örnek verdiğimiz soy isim efsanelerinde,  farklı sülalelerin vekalet üzerine ervad olduklarına dair örnekler vardır. Fakat bu forumlar çok nadir görünüyordu. Genelde, daha önce de belirttiğimiz gibi “myggag” birkaç tane akraba “fydy-fyrt”dan oluşuyordu.

 

Myggag, yakın zamana kadar zannedildiği gibi soy anlamına değil sülale anlamına gelen bir kelimedir.  Osetlerde soy isimlerin oluşma şekli böyledir.

 

Tüm halklarda soy isimlerin oluşumunda en zengin kaynağını, ilk ataların isimleri oluşturur. Bu yüzden, ünlü dil bilimcisi K.E. Gagkayev’in yazısında belirttiği gibi: ‘özel isimler, dil tarihi ve milletin tarihi açısından tartışılmaz bir rolü vardır ve halkların bazı çok önemli kültürel ve tarihi ilişkilerini aydınlatır’.

 

A.V. Superanskaya’nın düşüncesine göre, ‘Her bir isimin kendi tarihçesi, ‘özgeçmişi’, coğrafik yaygınlığı ve milli aidiyeti vardır. İsimler, şekil değişikliğine uğrayarak başka dillerde de kullanılabilir’.

 

Oset özel isimlerinden bahsederken, V. İ. Abayev, Oset-Alan-İskit özel isimlerinin, karşılaştırmalı tarihi etimolojik araştırmalar için zengin malzeme oluşturduklarını, bunların sayesinde, isimlerin kesin anlamının kolayca bulunabileceğini belirtiyor. Bunun iyi bir örneğini, bu tarihçinin, Nart Efsanelerinin özel isim etimolojisiyle ilgili çalışmaları teşkil ediyor.

 

V.İ. Abayev, günümüzde Oset isimleriyle birlikte diğer halklardan alınan  isimlerin de kullanıldığının altını çiziyor. Fakat bu isimler o kadar oturmuş ki, bunların diğer dillerden gelmiş olmasından yalnızca tarihi açıdan bahsedilebilir.

 

Osetlerde yaygın birçok isim Yunan veya Latin, Fars, Bizans, Arap, Moğol, Rus, Gürcü, Türk kökenli isimlerdir. Oset antroponimisinde Türk özel isimlerin bulunmasının sebebini, V.İ. Abayev, orta çağda Alania’nın İdil Bulgarları, Hazarlar, Kıpçaklar gibi büyük Türk halklarıyla olan komşuluk ilişkisi olarak görüyor. Bunlar, Osetlerin antroponimisinin kaynağını oluşturmuş olabilirler. Bilim adamının iddiasına göre bu isimler iki ana tiptedir: iki parçalı isimler ve tek isimler. İkili isimlerde ikinci kısmı genelde rütbeler veya onur isimleri teşkil eder: bek, bey, giray, batır, han gibi ve metal ile taş isimleri – bulat gibi.

 

Özel isimlerin, soy isimlerin oluşumundaki öneminden ünlü dil bilimci B.A. Alborov da bahsetmişti. Soy isimler, sülalenin reisinin özel isminden oluşur. Sülale reisinin erkek kardeşleri varsa onların isimleri de bazen yeni soy isimler oluşturur.

 

Bazen evlatlar, babaların soy isminden vazgeçip kendi soy isimlerini kendi özel isimlerinden alırlar. Bu günümüzde söz konusu olduğu gibi yakın geçmişimizde de oğulların, babaların soyismini taşıyan akrabalarına kan davası açılmasından korktukları zamanlarda oluyor. Bazen kanlılar, kendilerini kan davasından koruyan kişilerin soy isimlerini alırlar.

 

Eskiden, alt sınıf insanları, onların sahibi olan kişilerden soy isimlerini alırlardı. Genelde soy ismi erkek verirdi, fakat bazen çocukların, annelerinin soy isimlerini taşıdıkları da oluyordu. Mesela, ‘Aslanbek’ türküsünün kahramanları Aslanbek ile Butsi, Tsælony fyrttæ – Tsalon oğulları, yani Tsaloty kadınının adını taşımaktadırlar. Babadan soy isim taşımak, annenin soy ismini taşımaktan daha onur vericiydi.

 

Ünlü folklorcu A.X. Biazyrov, Biazyrtæ ile Bestautæ soy isimlerinden bahsederken, Kuzey Kafkasy’da Milat sonrasından itibaren  Osetlerin komşuları, Karaçaylar, Balkarlar, Kumuklar, Nogaylardı. Bu halklar, Türk-Tatar grubuna ait akraba dillerde konuşurlar der. Osetlerle adı geçen halklar arasında sıkı ekonomik ve kültürel ilişkiler mevcuttu.

 

Bu ilişkilere, birbirinden alınan kelimeler tanıklık ediyor. Aktarılan kelimeler arasında özel isimler de vardır.

 

Bazı özel isimler, bir takım eşyaların niteliklerinden veya eşyaların kendi isimlerinden alınmıştır. Örneğin, Axshar (güç), Fidar (kale), Petr (Yunanca Taş), Sofya (Yunanca Zeka), Uardi (Gürcüce Çiçek), Çermen (Tatarca Saray) gibi v.s.

 

A.X. Biazyrov, sosyal terimlerden gelen özel isim örneklerini veriyor: Pyshy (Kabarteyce  Çar, Dük, Baron v.s.)

 

Tatar halklarında özel isimlere sosyal unvanlar eklenirdi: Han, Bek, Bey gibi: Amırxan, Aslanbek v.s. Böyle ikili isimlerden Osetya’da soyisimler sıkça oluşturulurdu. Çoklu özel isimlerin arasında Xan terimi de görülüyor. Bilim adamının haklı ifadesine göre, bu terim, Kuzey Kafkasya halklarının, erkek çocuklarını eğitilmek üzere başka bir aileye verilmesi geleneğine bağlı olarak özel isimlerin içinde yer almıştır. Eğitim görmek üzere yabancı bir aileye gönderilen erkek çocuklara xan denirdi. Osetlerde Temirxan, Khanbolat, Khantemyr ve diğer isimler vardır.

 

Kumuk, Karaçay ve Balkar halklarında knez unvanına biy deniyordu. Bu unvan da Osetlerde görülen özel isimlerin içine girmiştir: Mısırbi, Hazbi, Biaslan, Biazır v.s. Birçok özel isimde qazi kelimesi (Arapça memur, hakim anlamında) kullanılmıştır. Bunlardan bazıları: Qazıbeg, Qazbolat, Qazi v.s. Yazara göre, Biazır soy isminde de, bir erkek ismi olan Azır ismine baştan eklenen sosyal terim ‘Bi’. Bestaute soy isminden bahsederken yazar, ‘tau’ teriminin Oset diline, dağ, kaya anlamına gelen Tatarca’dan geçtiğini düşünüyor.

 

Oset özel isimlerin araştırmasına ilk olarak V.F. Miller 19. yy.ın 80 li yıllarında Osetlerin etnogenezini incelerken başlamıştır. İlk olarak o, Oset onomasti sisteminin, eski İran onomasti sistemini düzenli olarak devam ettirdiğini fark etti. Yukarıda belirtildiği gibi Miller’den sonra V.İ. Abayev, günümüze kadar gelen Osetlerin kullandığı Alan ve İran isimleri tarihi açıdan incelemiştir.

 

Modern Oset antroponomisinin araştırılmasına yönelik ilk bilimsel çalışmayı, G. Morrison’un yazdığı ve Roma Üniversitesinin Dil bilimi fakültesinin dergisinde 1951’de basılmış ‘Oset soy isimleri ve özel isimleri’ adlı makale teşkil eder.

 

Bu makalede bilim adamı Oset isimleri olduğu gibi, başka halklardan geçen isimlerin etimolojisini inceliyor. T. Morrison’un fikrine göre Oset isim ve soy isimleri yine de öndeler. Bunları incelerken yazar ilk önce soy isimlerin oluşumuna dikkat ediyor.

 

Osetlerde isimlendirmenin ana formülünü şöyle tarif ediyor: ilk önce soy isim geliyor, sonra baba ismi (yazara göre ‘soyunun ismi’), daha sonra da şahsın kendi özel ismi. Örneğin: Dzagurty Dzabojy fyrt Guybady (Dzagurlardan Dzabol’un oğlu Qubady). Bayan isimlerin formülü, sadece oğul anlamına gelen ‘fyrt’ kelimesinin yerine kız anlamına gelen ‘cxyzg’ (çızg) kelimesinin kullanılmasıyla farklıdır.

 

A.Agnayev ‘Oset soy isimleri hakkında’ isimli makalesinde Osetlerin isimlendirme formülü üzerinde durmuştur.Bu bilim adamı makalesinde, ‘Osetlerde soyisim, isim ve baba ismi sırayla şu şekilde yazılır: Soy isim çoğul olarak ?  yazılır, sonra baba adı  ? daha sonra isim ?zamiriyle yazılır. Baba adından sonra cinsiyet belirtmek için kızı veya oğlu diye belirtilir.

 

Özel isim araştırmacıları, bir çok özel isimlerin, oluştukları zamanki anlamlarını kaybettiklerini ve isim sahipleri tarafından anlaşılmadıklarını fark ettiler, dolayısıyla daha önce de belirttiğimiz gibi bu isimlerin etimolojisini tespit etmek oldukça zordur.

 

K.E. Gagkayev’in haklı olarak belirttiği gibi neredeyse böyle isimlerin, hepsi birlikte bir özel isim grubunu oluştururmuşçasına birçok yerel isim çeşidinin oluşmasına temel teşkil etmiştir. Örnek olarak bilim adamı adı geçen makalede Andrey ismini vermektedir ve bu isimden Osetlerde türeyen Andrey, Andıri, Andro, Ando, Andi v.s.; Georgiy isminden türeyen Georgi, Geor, Giusergi, Djiuser, Djordj v.s.

 

Araştırmacı, insanın isminin ve soy isminin genelde belli bir etnik husus taşıdığını, antroponimin etnik özelliklerinin oldukça kalıcı olduğunu fark ettiler. K.E. Gagkayev, Osetlerde lakap ve takma isimlerin değişik oluşum şekillerine de dikkate çekiyor.

 

M. İ. İsayev’in yazdığı ve Osetlerin kullandığı hem erkek hem bayan isimlerinin bulunduğu ‘Oset isimleri’ makalesi RSFSR halkları özel isimler rehberinde yayınlanmıştır.(Moskova, 1965)

 

Oset isimleri ile ilgili bir başka çalışma da V.G. Tsogoyev’e ait.Tsogoyev de Oset isimleri ile ilgili olarak ‘Oset şahıs isimleri’ adlı özel çalışmasını yapmıştır.

 

Oset şahıs isimlerin ayrıntılı sınıflandırılması, Zoya İsayeva’nın Osetin antroponimiği isimli çalışmasında görülmektedir. Bu çalışmada eski Oset isimlerinin yanı sıra diğer halklardan geçen şahıs isimleri üzerinde de durulmaktadır. Araştırmacı, Osetlerde, diğer halklarda da olduğu gibi, şahıs isimlerinin sadece canlılar alemiyle ilgili olmayıp ayrıca bölge veya etnonim isimlerini, yapılan işleri, meslekleri, lakapları de yansıttıklarını, bazı insan dış özelliklerini, dört karakter ismini taşıdığını gösteren veriler getirmektedir.

 

B.A. Alborov, yukarıda adı geçen çalışmasında Oset isimleriyle ilgili aşağıdaki sınıflandırmayı vermektedir:

 

1. Kadın ve erkek isimlerinin en eski halini, anne ve babaya olan sevecen hitaplar, anne, babanın, ailenin diğer kadın ve erkek fertlerinin çocukça dediğimiz isimleri teşkil eder: örneğin Dada, Nana, Dodo, Çendze v.s.

 

2. Bunlardan sonra, lakaplardan – hayvan ve kuş isimlerinden v.s. oluşan isimler geliyor ki bu isimler, kadınlardan ziyade erkeklerde kullanılmaktadır; Kuydzi, Kalman v.s.

 

3. Eskilik anlamında bunlardan sonra gelen isimler, değişik iş aletlerinin ve değişik nitelik anlamlarını taşıyan isimlerdir; Dzagur, Tseray v.s.

 

4. Gerçek isim yanında, daha sonra ayrı bir isim haline gelebilecek olan ve bir takım özellikleri belirten ek lakaplar veriliyordu: Mengi, Guyma gibi.

 

5. Hıristiyanlığın ve İslam’ın kabulüyle eski halk isimlerinin yanı sıra Hıristiyan ve İslam isimleri de kullanılmaya başladı: Boris (Bimbolat) v.s.

 

Türk kökenli İsim formatları :

 

1. Bi, İz, Bay, Bogaç kelimeleri kullanılmaktadır – Barısbi, Urısbi gibi,

 

2. Temur – demir: Axtemur veya Aktemir (beyaz demir anlamında), Btomır, Bitemur  – zengin demir;

 

3. Tas – taş – Taco, Botas (zengin taş), Batır, Mansır.

 

İsim, soyisimden daha eski olduğu için, yani soy isimler isimlerden türediği için, soy isimlerde de bu isim sınıflandırmasının yansıması vardır. Araştırmalarımıza göre, Oset soy isimlerinde, hayvanlar alemiyle bağlantılı isimler mevcuttur – Ærsoytæ, Bireghtæ, Tsærgæsate, Gædiatæ, Saukuite, Kuydzægte v.s.

 

Birçok Oset soyisimleri, ikamet bölgesiyle (Kuyrttatæ, Dygur gibi), etnonimlerle (Nogaytæ, Turkantæ, Guyrdzybatæ v.s.), sosyal durum ve mesleklerle (Ældarate, Aznaurtæ, Diambegtæ, Diakxontæ) v.s. ile ilgilidir.

 

Osetlerin , lakaplardan türeyen soy isimleri de vardır: Geriatæ, Kvæzærtæ, Zægælate, Skottatæ.

 

Birçok Oset soy ismi, bir insan karakterine veya dış özelliklerine işaret eder – Sauqaltæ, Burqaltæ, Fidaratae, Æhsærtægkatæ v.d.

 

Başka halklardan alınmış birçok soyisimleri de vardır : Xæmetqanatæ(Xæmætquatæ), Xangeritæ(Xançæritæ), Temirqantæ, Totyrmaztæ v.s.

 

Fakat  her isim etimolojiye tabi değildir. Bu konuda, Nafi Djusoyta’nın(Cuşoytı Nafi) ‘Oset soy isimlerinde ‘xuy’ elemanı ne anlama geliyor?’ isimli çalışması ilgi çekmektedir.

 

Oset soy isimlerinin başında sık sık ‘xuy’ elemanı karşımıza çıkıyor. Güney Osetya’da Xuy-gatæ, Xuy –batæ, Xuy – biatæ, Xuy-byztæ, Xuy – betstæ, Xuy – byltæ, Xuy – djetæ, Xuy – tsyztæ, Kuzey Osetya’da ise: Xuy – thinatæ, Xuy – tsistatæ, Xuy – thiatæ, Xuy – tsiatæ, Xuy – tygtæ, Xuy – rymtæ, Xuy – santæ, Xuy – martæ, Xuy – dziatæ, Xuy – gistatæ, Xuy – diatæ, Huı – djitæ, Xuy – daltæ, Xuy – dartæ, Xuy- cxitæ(Xuy-çitæ), Xuy- riatæ, Xuy – zmiatæ v.s. gibi soy isimlere sıkça rastlanmaktadır.

 

‘Xuy’ elemanının fonetik seçenekleri (xu, xo, xa, xua, xe) diğer Oset sülalelerinin soy isimlerinde görülmektedir. Örneğin Xo-zitæ, Xo-santa, Xo-sitæ , Xo-sontæ, Xa-bætæ, Xa-dzitæ, Xa-nata, Xu-jmantæ, Xua-dontæ, Xu-tæ, Xo-stantæ v.d.

 

Bu elemanın soy isimlerin içerisinde ne anlama geldiği konusu ilgi çekicidir. Tüm bu soy isimlerin içindeki bu elemanın domuz anlamına gelen ‘Xuy’ olduğuna inanmak güçtür. Şunu belirtmek gerekiyor ki ‘xuy’, bulunduğu her Oset soy isminde ayrı bir öğeyi teşkil etmiyor, örneğin Xuymallegty, burada soy ismi sarhoşluk anlamına gelen ‘xuymeleg’ kelimesinden türemiştir…

 

‘Xuy’ öğesi hayvan anlamına geliyor olsaydı, Xuybatæ, Xuybiatæ gibi soy isimlerinde yer almazdı (bu soy isimlerde ‘bay’ ve ‘bi’ elemanları, ‘knez’, ‘ feodal-toprak ağası’ anlamına gelen Türkçe kelimelerdir. Bu sülalelerin fertlerinin kendilerini hem bir hayvan ismiyle hem de bey olarak adlandıracakları pek düşünülemez.

 

Bazı soy isimlerinde lakap elemanları bulunmaktadır. Örneğin Loxtæ ve Sau-loxtæ. Sau-loxte soy isminde ‘sau’ siyah demektir, fakat bu kelime kötü bir şey anlamında değildir, çünkü halk edebiyatında ‘sau’ sözü bir renk değil, güzel, yüceltici bir sıfattır.

 

Bunun gibi  ‘xuy’ öğesi Oset soy isimlerinde, İran dilinde iyi, merhametli anlamına gelen ‘Xu’ kelimesinden türemektedir.

 

Vasso Abayev, ‘İskit dili’ isimli çalışmasında, çoklu İskit kelimelerinde ‘xu’ öğesinin epitet öğesi olarak karşımıza çıktığını belirtiyor, örneğin ‘Xu + stana’ (hærz + kond), xu + farna (hærz + farn), xu + meu (herz mi), xu + dayna (hærz din), xu + uats(horz + uats, uas) v.s.

 

Bu epitet şahıs isimlerinin içine de girdi. Bu şahıs isimlerinden soy isimleri oluştu. Fakat zamanla ‘xu’ epitetinin anlamı unutuldu, çünkü onun yerini ‘horz’ terimi almış oldu.

 

Vasso Abayev’in sözünü ettiği İskit kelimelerinde ilk öğe olan epitetin dışında kelimenin diğer kısmı da belli anlam taşıyan kelimelerden oluşmaktadır, örneğin ‘farn’, ‘uats’, ‘din’ v.s. gibi. ‘Xu’ epitetini içeren Oset soy isimlerinde de soy isminin ikinci kısmı da önemli bir anlam taşıyor olabilir. Bunu dil bilimcileri herhalde açığa kavuştururlar.

 

Bunlardan bazılarının anlamı bellidir. Örneğin Huyga(j)tæ soy isminde ilk öğe ‘iyi’ manasına, ikinci öğe ise bir iri balık çeşidi anlamındadır. Xuy-batæ, Xuybiatæ – iyi beyler, Xuy-byltæ – hoş sohbet olanlar, Rusça’da ‘Zlatoust’, Gürcüce’de ‘Okropiri’ gibi. Xæ-stantæ – bu soy isim İskit diliyle direk alakalı olup, ‘iyi hal’, ‘iyi keyif’ anlamındadır. Xuy-thinatæ soy isminin ‘horz + tin (sincap)’ kelimelerinden türediği muhtemeldir. Vasso Abayev’in tespit ettiği gibi, ‘tin’ Türkçe bir kelime olup sincap anlamına gelmektedir. Xuydiate soy isminin de kökeni İskitçe’dir; Xuy + diatæ (iyi din), Xutæ soy ismi ise ‘xu’ epiteti ile çoğul eki olan ‘tæ’den türemektedir. Xua-don-tæ soy ismi de odukça ilginçtir. Burada her iki öğenin anlamı bellidir:ilki ‘horz’ (iyi), diğeri ise ‘don’ (su) anlamındadır.

 

“Böylece, ‘xu, xuy, xhe, xua, xo’ öğeleri Oset soy isimlerinde ‘iyi, merhametli’ anlamına geldiğini görüyoruz. İskit döneminde bu epitet, şahıs isimlerinde bir sevecenlik epitetiydi, daha sonra bu isimlerden soy isimleri türemiştir. Bunun anlamı, İskit onomastik geleneklerinin günümüze kadar gelmesidir, yalnız genellikle soy isimlerin ve bazen şahıs isimlerinin içindedir. Daha yeni Dzasetæ(Zassetæ)lerin birinin adı Xuybeg idi. Bizim şarkı ve dans ansamblemizde uzun bir süre boyunca Xume Tsavkayeva adında bir bayan müzisyen çalışıyordu.  Bütün bunlar, İskitlerin küçük bir kültürel geleneğini Osetlerin günümüze kadar koruduklarını gösterir..

 

Burada G.V. Tsulay’ın ‘Abhazya antroponimi hakkında’ isimli makaleden bir paragrafa yer vermemiz uygun olacaktır: “Bir dizi özel, neredeyse unutulmuş Abhazya antroponimini akademisyen N.Ya. Marr ‘Abhazya’ya yapılan lingvistik seyahat hakkında’ (1913) isimli çalışmasında gösteriyor. Asu-xu, Abda-xu, Djansı-xu, (Kherantı-xu’nun bir diğer versiyonu), Ma-xu, Ramizy-xu. N.Ya Marr ayrıca, yayınladığı erkek isimlerinin, içlerinden ‘xu’ kelimesini çıkartarak (kader anlamına geldiğini söylüyor) morfolojik analizini yapmaya çalıştı. (N.Ya. Marr, Abhazyalıların dili ve tarihi hakkında, Leningrad, 1938, sayfa 57).

 

19. yy ve öncesinde Osetlerin etnik ortamına, bazı Gürcü, Balkar, Kabardin, Vaynah öğelerinin karışımı söz konusudur.

 

Nitekim, halk efsanelerine göre Mitsitæ köken olarak Batı Gürcistan’dan gelen Djaparidze’dir. Darçitæ, Xæmytsatæ, Tsærækkatæ soy isimlerinin de Gürcistan kökenli oldukları sayılıyor. Efsanelere göre Bezatæ(bejxatæ), Djerajtæ, Gatsalatæ, Ortabajtæ, Bekkuzartæ- Balkar kökenli, Dzæræxoxtæ – İnguş kökenli, Apatæ – Çeçenistan kökenli, Nafitæ – Kabarda kökenlidirler.

 

Osetya’dan Gürcistan’a, Balkar’a, Kabarda’ya, İnguşetya’ya göç süreci de söz konusuydu.
Ksuis’li Nukradze sülalesi köken olarak Oset Goboztæ soyundan gelmektedir. Eskiden onlar Znaursk bölgesinde yaşıyorlardı, Çoçi’ler, kökenlerinin Oset Tsotsitæ soyundan olduğunu kabul ediyorlar, Gobedjişvili’ler Osetin Gobetæ soyundan gelmektedirler.

 

A.İ. Musukayev’in verdiği bilgiye göre Kabardin Bugovı sülalesi aslında köken olarak Osetya’dandır. Bu sülale, Osetin Zykuyrtæ(zukurtæ) soyundan gelmiştir. Bu sülaleden ayrılan bir dal Şeretlokov soyadını almıştır.

 

A.H. Musukayev, Dadtetæ, Axatæ, Amotæ isimli Osetyalı sülalelerin, Karaçaylı Botaş sülalesiyle akrabalığı hakkındaki efsaneden bahsediyor.

 

Bu efsaneye göre, bir Osetin köyü olan Maxçesk’te Dadteta sülalesinden üç kardeş yaşarmış. Kardeşlerin isimleri Amo, Ako ve Axa idi. Birisi onların kız kardeşlerini kaçırmış. Erkek kardeşler, kaçıranların peşine düşerek onlardan birini öldürmüşler. Kan davasından korkarak Maxçesk’ten göç ettiler. Amo, Erokko isimli bir Kabarda köyünde yerleşti ve Amotæ sülalesinin kurucusu oldu, Axo Lesken’de yerleşti ve Axate sülalesini başlattı, Ako ise Karaçay’a yerleşerek Botaztæ sülalesini başlattı.

 

A.İ. Musukayev’in verdiği bilgiye göre Kabarda’lı Mendoxo’lar da köken olarak Osetdir. Bunların ataları Alagirlidir.

 

Yine aynı A.İ. Musukayev’in verdiği bilgiye göre Balkarlı Gazayevler(gadzetæ), Kermenovlar(kermentæ) sülalesi, Osetya kökenli sayılmaktadırlar.

 

Diğer bazı Balkar sülaleler de Oset kökenine sahiptirler: Atabiyevler(atabitæ), Kobanovlar, Guzeevler(gudzatæ), Kunduxovlar(Khundyxatæ), Glaşevler, Gasiyevler(Gassitæ), Mysykayevler(mycykkatæ), Tsorayevler(tsorætæ), Çoçayevler, Muziyevler(Muziatæ), Gotsenayevler (Huçinayevler)(Gotsatæ), Kubadiyevler(Qubattæ).

 

Diğer taraftan, bir zamanlar Balkar sülalelerinden çıkan bazı Oset sülaleler vardır, örneğin Asanovlar, Bayevler, Tsalayevler, Baziyevler, Nafiyevler, Guldiyevler, Gatsilayevler, Ortabayevler, Mistulovlar.

 

Bir İnguş sülalesi olan Dudarovların ataları, akrabalarının yanına kaçan Oset Arslan idi. Bu arada Osetin Dudarovlar eskiden beri İnguşlarla akrabalık ilişkisi içerisindedirler.

 

İnguş sülaleleri olan Tsurovlar, Lyanovlar, Hamathanovlar, Bedoyevler, Gaytovlar, Tauçiyevler, Tariyevler Osetin kökenlidirler.

 

Örneğin, Tsurov adlı İnguş sülalesinin tüm nesillerinin Osetce’yi çok iyi bildikleri, aynı soy ismi taşıyan Osetlerle akrabalık ilişkilerini canlı tutmaya devam ettikleri bilinmektedir. Hatta Tsurovlar sülalesinin ihtiyarları, önemli konuları görüşmek üzere toplandıkları zaman, geleneğe göre Osetce konuşuyorlardı.

 

———————–

 

** BU BELGE ALAN KÜLTÜR VE YARDIM VAKFI TARAFINDAN TERCÜME ETTİRİLMİŞTİR**

 

Kaynak:Aors.narod.ru

About admin

Browse Archived Articles by admin

Related

Leave a Comment

Your email address will not be published.

istanbul escort